Wednesday, March 19, 2025

 Bugun Turkiye gundemine dair iki lafi da buraya koyayim. 


"Sorusturmayi cumhurbaskani ile iliskilendirmeyin" diyor, adalet kuklasi. Hakli olabilir, o halde kendisi ve onun gibi cumhurbaskaninin got yalayicilarinin  insiyatif alarak eyleme donusturdukleri cilgin bir plan olabilir. 

Demokrasi eger seni secerse muhtesem, secmezse bosver gitsin. Eylem sana karsi yapilirsa darbe, sen yaparsan "kayyum".  Halk seni secerse ne hos, secmezse gonder polisi uzerine.  Yahu o kadar zamandir zalimsiniz ki, yaptiginiz haksizlik ve adaletsizligin hesabini odeyeceginiz kadar omrunuz  bile kalmadi. 

herseye susabilirim ama haksizlik baska, hele "bir" insani ozgurlugunden alikoymak ... Baksaniza, Musluman cumhurbaskanini ve göt yalayicilarini guzel dinleri bile durduramiyor. Ancak altin yaldizli salonlarda vergilerimizle guzel iftarlar yapip, gucu ve kaynaklari kaybetmemek icin gelecek planlarini daha saglam yapsinlar. Haram olsun, gerci helal/haram kimin umrunda, yemek olsun yeter!

Wednesday, March 12, 2025

Leyla

 Bu gece ruyamda isten cok az tanidigim, muhabbetim bile olmayan bir arkadasim ile tatli tatli ve "cok guclu" bakisiyorduk. Komik tarafi ustundeki gozler ona bile ait degildi, apayri renk ve sekilde, bu guzel bakan gozleri onun kafasina oturtmustum, dalagali siyah saclari o gozleri yerlestirdigim yuze kontor sagliyordu ve gozlerin etkileyicigini daha da arttiriyordu. Buna benzer seyler cok onceden de basima gelmisti, o zamanlar genc oldugum icin nerdeyse ruyalarima inanasim gelirdi, hatta ruya gercekmis gibi o fikri devam ettirdigim ve hayatimdaki insani ve kendimi zor duruma dusurdugum bile olmustu. Simdi ise bilinc altim ile ustunu birbirine katmamayi biliyorum. 

Geceden Leyla kalktigim uzere, uzun zamandir ilk defa, ofise gelirken telefonumu evde unuttum. Sonra kampuste bir noktada anahtarlarimi kaybettim. Umut ediyorum ki ofiste kaldilar, su anda butun binalari bir bir gezmekte, bir taraftan da ofisin kapisini acabilecek birilerini aramaktayim.  Bahar havasi işte, fena carpti.

Edit: Anahtarlar ofiste cikti, su anda onlarin isiltisi ile gülümsüyorum.  

Friday, March 7, 2025

bilgelik ve aydinlanma

 bu yaslarin teselli hediyesi olsa gerek. Dis guzelligin yerini kafa guzelligi aliyor, zihin yavasliyor ama dogruya daha yakin seyrediyor, hem de nerdeyse icgudusel olarak. 

Olgun yaslarina ermis baska insalarin hayata karsi  tavirlarini, kendilerini ne kadar iyi tanidiklarini ve isteklerinde kesin olduklarini, okuduklarimda goruyorum.  Ve icten ice bana inecek bilgelik çığını merak ediyorum. Evet, daha fazlasini kendimden bekliyorum:  kopyalayarak degil sorgulayarak ve anlayarak yasamaktan, fazla hissetmekten tukenmis, gencligini depresyonlara yedirmis  huzursuz bir ruha daha buyuk bir vahiy inmesi gerekmez mi? 

Kucuk kucuk yasadigim gecici aydinlanmalar sıklașmaya bașladi. En son olan şuydu, bencilligimi kaybettim. Kendim icin sabirsizlanmayi biraktim,  bir yolunu bulup  tekrar donsem dedigim benligimle iliskim bitti. O yuzden artik kimse vaktimi ve hayatimi isgal etmiyor,  cunku isgalden kurtulup donmeyi arzuladigim yer yok artik. Kabullenis, sabir ve hosgoru hayatima girdi. Bunlar yavasca oldu, belki son uc ayda,  yol ayriminda. 

Thursday, February 27, 2025

sevgi nedir

sonunda bu sorunun kendi adima cevabini buldum.  Sevgi bir insanin/nesnenin  bedavadan, yani biz cok birsey yapmadan,  bizde uyandirdigi harika duygulardir. Anahtar sozcuk "bedava".   

Cevabi 14 şubat'ta birkac soruyla buldum.  "Cocugumu seviyor muyum", diye sordum kendime. Cevabi "evet" degildi, kesinlikle "hayir "diyemem ama cevabin evet olmadigi kesin :) neden cocugumu sevemiyorum, cunku bende uyandirdigi guzel duygularin pahasindan cok daha fazla bir emek harciyorum ona. Siklikla, bu iliski birgun biterse, zarardan kara gececegimi dusunuyorum.  Kisaca, onun fazladan bana getirdigi birsey yok,  var olusundan  dolayi yuregimde sevgi selalaleri akamiyor.  Tersine, gencligimin son demlerini sevmedigim bu rolde harciyorum.  Bize guvenerek (disaridan bilincli gibi gorunuyor, oyle olmama ihtimali de var) sectigi bosvermisliginin ve deneyselliginin bedelini hepimiz birden oduyoruz. Biz bosveremiyoruz, o da  kendinden veremiyor. 

Cocuga her an hakkiyla sarilirim, onu coskuyla operim, ama icimde biriken ofke hesaba girince onu gercekten sevdigimi soyleyemem. 

Alma-verme dengesinde su anda batık haldeyim, pozitife gecene kadar -hicbir sahada- sevgi  yok demek ki. 

Edit: Bu satirlari yazdiktan sonra oglan ani ve siddetli bir karin agrisi ile acile goturuldu.  Halk arasindaki deyimle, yazdiklarim Tanri'nin gucune gitti. Iyi tarafindan bakarsak, Tanri bizi duyuyor! o halde Tanrim ben aslinda sey demek istemistim: su cocuga biraz daha akil fikir ver ve daha da saglikli yap!

Tuesday, February 11, 2025

sadelik ile yavanlik

arasinda ince cizgideyim, cunku hayatta kalabilmek icin baska carem yoktu. Annelikten kalan zamanda işimi, isden kalan zamanda annelik vazifemi yapiyorum.  Onun disindaki hicbir alanda varolma cabam yok. Ornegin, birkac gundur  yemekleri gecistiriyoruz.  Sanki aylardir düzgün birsey yememisim gibi  hisettigimi farkendince,   o an inen bilgelikle "yarin birkac kap yemek yapayim" diye karar verdim (Insallah  sabah oldugunda da bunu hatirlarim). Hayatin geri kalani ile ancak ki boyle bir umursamazlik ve plansizlikla basa cikabiliyorum. 
Cocuk yetistirme konusunda yeni farkindaliklari hayata geciriyorum. Mesela, birseyi cocuk icin hedef koyup onun olmasini bekleme huyundan vazgectim. Beklemiyor olmak, olmasini hizlandiriyor, kesin! 
Sabir konusunda -masallah- cok guzel bir yerdeyim 🧿🧿🧿🧿🧿🧿, ve boylece bunun denklemdeki en onemli faktor oldugunu ilk defa goruyorum.
Bu aralar bolca yapmak durumunda  kaldigim birsey daha var:  inadina gulumsemek!  bunu basarabildikce batmak yerine yuzmeye basliyorum, hatta bu üçümüzü birden kurtariyor. 
Sabir, kabullenis ve gulumsemek, yapabilirsen ne âla.

Feb 10, 2025 

Saturday, January 25, 2025

kutuphaneyi

gorevlilerin ikaziyla terkediyorum. Son dakika calisanlarla beraber kutuphane kapatmada deneyimliyim. Bilkent'te ne zaman ki bir boyfriend'im oldu, calisma ortamimi, iki ranza ve duvara dayali calisma masasindan sonra icinde kipirdamak icin zerre yer kalmayan 75 numarali yurdun kose odasindan, kutuphaneye tasidim. Aksam birseyler yedikten sonra hizlica kutuphanenin yolunu tutar 11.30'a kadar biraz calismali, biraz dinlenmeli,  bazen calismak icin masaya oturmusken bos bos dusuncelere kapilmali ancak ki verimli gecen dakikalardan medet ummali bir sekilde aksamlari gecirirdik. Henuz ekranlar hayatimizin bir parcasi degildi, -en azindan benim icin- ama ekrana kapilmis birkac tanidigim vardi. Mesela o minik yurt odasini paylastigim arkadasim F.  

F. okulun internet agindan indirdigi yabanci dizileri ve filmleri hergun ardi sira izler, gecenin sonunda kitabin kapagini acar ve yarim saat calismayla sinavlara girerdi. Tabi notlari harika degildi ama sinif geciyordu ve hayatindan memnundu.  Benim bolumun icin bunu uygulamak mumkun degildi, her yeni dersle yeni dusunme bicimlerine adapte olmam, o alanda soru cozebilecek kadar nedenlere ve sonuclara hakim olmam gerekiyordu. Ayni universitedeki bolumler arasindaki "zorluk farki" meselesi annemin kafasini fazlaca mesgul ediyordu, bunlar pek uzerine dusundugum  seyler degildi, ancak ki annemden defalarca "F. de mezun olacak bu okuldan, sen de...!" lafini duyarak, isin icinde bir dogal bir adaletsizlik olduguna ikna oluyordum. F.  mezun olur olmaz, onunla ayni bolumu okumus bir ortak tanidigimiz araciligiyla kisa zamanda is bulunca, en cok sasiran yine annem olmustu. Demek ki hayatini guzelce kazanmak, cok aci cekmeden de mumkundu...  

F., erken atildigi is hayatinda hem calisti hem yasadi, tek kisilik hayati onun konforu etrafinda kuruluydu.  Ta ki birkac yil once cok fena bir hastalik vucudunda zuhur buluncaya kadar. Hastalik haberine cok sasirdim, cok erken degil miydi, ayrica bu rahatligin icinde ansizin boyle olumcul hastaliklar ortaya cikabilir miydi!  Asil fenasi, ve bu yazinin konusu: haberin soku gectikten sonra bu olay yuzunden buyuk bir uzuntu duyamadigimi farketmek oldu. Neden onun icin uzulmuyordum? F. neseli biriydi, kesinlikte birine kotuluk yapacak biri degildi, onun varligi insana rahatsizlik vermezdi, o halde bir tarafim neden o gidince dunyanin hicbirsey kaybetmeyecegini soyluyordu?  Bu sorularin yanitlari vardi. Yasadigimiz ama uzerine dusunmeden gectigim anlardaydi. 

F.  adalet duygusu gelismemis bir insandi. Annem Ankara'ya tasindiktan sonra, haftasonlari eve gidiyor, yurda donuste yogurt kutularindan cevirme saklama kaplarinda bir dolu yiyecek getiriyordum. Ne zaman kendime bir tabak hazirlayacak olsam F.'ye de bir porsiyon hazirlar, isitip masasina getirirdim,  ama kendisinin buna karsilik hicbir jest yapmadigina eminim, cunku yapsa mutlaka hatirlardim(bana yapilan iyilikleri asla unutmamak gibi bir ozellligim var).  Iyi ki o zamanlar bu hareketler garip gelse de karsimdaki kisiden sogumam icin yeterli sebepler degilmis, yoksa birkac yil oda arkadasligi zor gecerdi.  Ancak ki sonradan, "alip-alip bir turlu aklina vermek gelmeyenler"e karsi cok korkunc bir antipati gelistirecektim. 

F. nin tek kusuru bu degildi,  merhametsiz bir insandi. Onun yardima ihtiyaci olan birine iyilik yapabilecegini hayal edemiyorum, cunku zayif gorduklerine kucuk gozle bakardi. Ama ne zaman sosyo-ekonomik durumu kendisininkinden daha iyi birini gorse onunla dostluk kurmaya calisirdi. Yine  kutuphaneden 12'ye dogru yurt odasina dondugum bir gece fakulteden bir kizla bir sise sarabi devirmisler ve cakir keyifler, hayretle hava atmada sidik yarislarinin son kismina sahit oldum. 

"F.'ye arkadas olarak ben ne verdim?" diye soracak olursaniz,-duzenli bir kap yemek disinda- hicbirsey! Simdilerde daha iyi anliyorum ki insan iliskilerinden degil, insanlari izlemekten beslenmisim. Iyi kalpliydim, comerttim, adalet duygum hep vardi, en guclu  ve abarti ozelligim ise merhametimdi, ama arkadasliklar kurmak, onlari yurutmek, alisagelmis kaliplarla iliskileri yurutmek, insanlara alisik olduklari formatta tutarli ve eglenceli bir arkadaslik iliskisi sunmak hicbir zaman ne uzerine calistigim ne de dogal olarak basarabildigim bir seydi. Iyi arkadasliklarim oldu elbet, cunku uyum vardi, en cok da karsi tarafin arzusu. Ama o ilisksilerde de dost olarak cok sey verememisim, belki karsimdakine ilham olmusumdur, onu cok iyi dinlemisimdir, ama kimseyi eglendirdigimi hic sanmiyorum.  

20 yil sonra daha eglenceli biri olmus solabilirim,  iyi bir komsuyum, iyi bir kardesim, vermek konsunda baya iyiyim -tabi degerini bilene- cunku becerilerim cok daha gelisti. Acaba ben degisirken F. de degisti mi, belki artik merhametli biridir, eger oyleyse hastaligina cok uzulurum. 



 

Friday, January 17, 2025

alternatif

 Maria hizlica kagida 2+5=? 3+8+?  ... diye toplama alistirmalari yaziyor ve kucuk kiza uzatiyor, kiz istahla girisiyor, "3+8=10" diyor once, Maria benden utaniyor ve ters ters cocuga bakiyor ki cocuk hemen duzeltiyor ve  11 diye sonucu yaziyor. Sonra cocuklarin jimnastik dersi basliyor, Maria ile biraz lafliyoruz, bana  annesi mi bakicisi mi oldugumu soruyor, anne oldugumu ama bakici ihtiyacimiz oldugunu da soyluyorum. Kendini biraz ovuyor, cocuklarin onunlayken tablet izlemediklerini, hep aktivite yaptiklarini ve matematik calistiklarini anlatiyor. Evet dogru soyluyor, bir kac dakika once gozlerimle gordum, 5 dakika boslugu bile guzelce degerlendirdi, "Ah Maria, ama marifet sende degil, cocukta!" demek geliyor icimden, hatta asıl sen bana bak Mariacigim, bendeki cocuk "the master of not giving a f*ck" ve ben bu cocuga hic istememesine ragmen bir seyler ogretiyorum, hatta bugun sirf ucunda ödül var diye ogrendigi toplamayi yarin unutunca yine ogretecegim, sonraki gun yine. 

Dun sinifca tiyatroya gittiler, iki gonullu anne cocuklarin otobusu ulasana kadar binanin girisinde beklerken laflamaya basladik. Ben her zamanki gibi icimi bosalttim, diger anne de beni yalniz hissettirmemek icin kendi cocugunun ufak tefek problemlerinden bahsetti. Sonra "homeschool yapmayi dusundun mu?"diye sordu, ve ardindan kendisinde bunu yapacak sabrin olmadigini ekledi. Ben de ona an itibariyle butun sabrimi sonuna kadar kullanmakta oldugumu soyledim!

Bizde durum boyle, inatla sistemin icine dahil olabilmek icin elimizden geleni yapiyoruz, icimden bir his yanlis yaptigimizi soyluyor ama bizi surekli pataklayan bu sisteme alternatif uretemiyoruz, keske bir ciftlik olsa da cocuk orda yasasa, hayatta kalacak beceriler gelistirse, bol bol kossa, dag bayir gezse, biz de kendi isimize gucumuze baksak.