Saatleri Ayarlama Ensititusu (SAE) ile Kaybolmus Gulusler Arsivi (KGA) ayni sokagin iki ayri ucundaydi, birinden digerine yururken ortalarda bir pastanede biraz soluklanip kendine bir sutlac ismarlamak ancak ki kendine duydugun sefkatin en tatli ilani olabilir. Sonu elbette ki biryere baglanmayacak dusunceler icinde, cignemeden löp löp yutulan kasiklarin ardindan tatlinin sonuna gelince yasadigin saskinlikla " bu tatliyi ben mi yedim, Miki mi yedi?" diye kendi espirine gulerken, tabagin icinde ince bir tabaka halindeki kalintilari muhim bir vazifeyi yerine getirircesine siyiriyorsan, hayata duydugun ozeni henuz kaybetmemissin demektir. Kimileri yarim biraktigi yemegin tabagini bir de sigara külllügu olarak kullanir, gormussundur kesin, pervasizca yasiyordur guya, gorurum o pervasiz hayatin nerelere varacagini!
Oyle olmaz o iş, ciddiyet ve ozen gerektirir en basit seyler bile, mesela bez bir mendil mutlak katlanip cantaya koymayi gerektirir. Aklima simdi Mendil ve Tirnak Kontrol Devriyesi (MTK) geldi, uzun zamandir cat kapi yapmiyorlar, o da mi ozlenilirmis! Bir defa bile kullanilmamis temiz medillerden feyzle; beyaz, el islemeli pamuk carsaflarla doldurduk yetiskin evlerimizi, bir yaz aksami serer de acik pencereden dolan ruzgara karsi ustumuzu orteriz diye. Baska hicbir kafayi degil, bir tek kendi kafasini dusunerek yastiga basini kavusturdugu geceleri ozlememez mi insan, mesela butun gun toz toprak icinde gezmis ayaklarin uzerine dusen serin carsafin yumusakligi vardir, o hissi bir daha yasamadan ölmek olur mu hic? bir de acik pencereden gelen ruzgar ki o da ancak ki Tanri'nin yurekleri srinletmek icin gonderdigi bir doga olayi olabilir, yoksa ruzgarin baska ne islevi olabilir, biliyorum bazi firsatcilar elektrige donusturuyor, ama ben olsam önune pencere koyar, pencereye de bir tül takarim, tül ucustukca ... bilemedim, ne yaparim? tül uçuştukça...