romani yazilacak bir aile, hem sıkısıkıya akrabamiz, hem komsumuz. Ayrica evlerine girip ciktigimiz bir aile ki ordan gorduklerim uzerinden bu aileyi gunlerce anlatacak kadar konusabilirim.
Haci amca , babamin kuzeni. Renkli insan, buyuk halamiz Mate Al'in buyuk oglu. Mate Al ile dedem (Huso ) ve Gakko Dede, oz kardesler. Babalari dagda eskiya kursununa gittigi gun dedem Hüso 6 aylik bebekmis ve oturdugu yerde kendi kendine toprakla oynarken dile gelmis , "Bavo, Bavo. kushtin.." diye inlemis, ardindan buyuk dedemizin ölüm haberi gelmis. Buyuk nenemiz, Zalhe yeniden evlenmis, diger buyuk amcalar da ikinci evlikten. Hepsi cok guzel insanlar, onlara bile bakarak gec yasina kadar yasamis ve ardindan sadece guzel anilar birakarak gocmus Zalhe nenenin asaletini tahmin edebilirsiniz.
En son gordugumde tahta iskeletinden ibaret olan koy evini, buyuk dede evlenmeden once yapmis, evin girisine inen iki basamak orantisiz yuksekti -oyleki nenem (Hece) yasliliginda comelerek inmek zorunda kalirdi.- Zalhe nene genc bir kizken daha o evin onunden gecerken basamaklari gorup sorunca , buyuk dede "uzun boylu bir hatun icin yapiyorum" demis. Zalhe nene mesaji almis, o evin hanimi olmus, ve o evde torunun torununa bile uzanacak kadar ailesine sahip cikmis. Onun icin yapilan, yuksek toprak basamaklar cocuklugumun hala tazecik anilarindan.
Neden mi anlattim bunlari , bizim ailede bir iyilik ve guzellik damari vardir, Zalhe Nene'den geliyor olsa gerek. Dedem asil bir insandi, zekiydi, caliskandi, neseliydi, uzun boylu, tipi bile farkliydi, yesil gozlu sarisin bir adamdi. Lafta capkinligi vardi ama neneme de cok duskundu, ona siirler yakardi ama bir guzellik gordugunde de takdir etmeden gecemezdi. Zamaninin cok otesindeydi, babami butun sulalesine dusman kesilmis annem bile ne kadar kendini zorlsada da dedemde kusur bulamaz, onun zekasindan ve caliskanligindan ovguyle bahseder.
Neyse dostlar, ayrica ve acikca belirtmeliyim ki bu ailede bir de maharet damari vardir. Iste Haci Amca, bu guzel damarlarin hepsinden beslenmis bir insandi, neseliydi, merakliydi, elinden her is gelirdi, evimizde ne tamir isi olsa onu cagirirdik, guler yuzle gelir, buyuk-kucuk butun isleri yapardi. Evdeki kitapligi, giristeki vestiyer dolabi, mutfaktaki kiler dolabini parca tahtadan sifirdan o yapmisti. Evde yapilacak ne is olsa, ucuncu kata cikar Haci Amca'yi cagirdik. Haci amca isini bitirince ona para odemezdik, oyle bir kaynak yoktu, onun yerine bakkaldan alinan kola ile raki karistirilip kokteyl yapilirdi. Ikram nesesini ve enerjisini hemencecik yerine getirirdi, odesmis ayrilirdi.
Haci amcanin kulaklari duymaz, babamin gozleri giderek daha az gorur olmustu, o halleriyle amansiz bir cabayla muhabbete devam ederlerdi, onlari dinlerken dayanamayip uykuya dalar, en guzel sekerlermeleri yapardim. Tabi onunla direkt muhatab oldugumuz zamanlar da vardi. Babam, varolusun en dibine ulasan bilimsel sorularimi cevaplayacak teoriyi kuramadiginda Haci amca'ya yonlendirirdi. Haci amca da anlattikca anlatirdi ama soylediklerini bir turlu anlamiyordum, kibarca, gozumu bile kirpmadan dinlerdim ama sesleri o kadar yutuyordu ki onun konusmasini bir turlu desifre edemiyordum, yine de inatla cabaliyordum. Bu deneyimden olsa gerek, ogrenmek icin gerekli sabri erkenden edinmis oldum.
Simdi gelelim Gullu (ya da Gule) teyzeye, Gullu teyze de akrabamizdi, nenemin kucuk kardesi oluyordu. Boylece dedemin buyuk ablasinin oglu ile nenemin kucuk kardesinin yaslari evlilik icin denk dusmus. Gullu teyzeyi anlamak icin Suveys soyunu anlamak lazim. Maalesef ki bildiklerimin cogu kulaktan duyma ve annem vasitasiyla, o yuzden abartilmis olabilir. Annemin dedigine gore asiri bir kiskanma damari var Suveyslerde, nenemde belirgin olmasa bile alt soyunda mesela Z. halamda , Gule teyzede, ve Gule teyzenin 19 yasinda vefat eden kizinda cok belirgin bir sekilde sirayet etmis. Iste dostlar Haci amca ile Gule teyzenin evliligini varin siz dusunun, ortaya cikan cocuklarin hangi soydan neyi alacaklari ve ne kadar karakter zengini olacaklarini.
Biraz Gule teyzeyi anlatayim, asik suratli ama fazla hamarat bir hanim. Elinden her is geliyor, yemek, temizlik, duzen hersey tastamam, Almanya'daki torununa cok havali elbiseler oruyor, beni model olarak kullaniyor, yani kalip anlaminda , olculerimin Alman cikolatalari ile buyuyen Derya'cigimla ortusmeyecegi muhakkak. Bu arada Derya ile ayreten bir bagim daha var, Derya'nin annesi halamin kizi Elif, babasi Ali ise Gule teyze ile Haci amca'nin oglu. Ali oyle yakisikli, hayat dolu ki kuzenim Elif ona cok asik oluyor, belki icten ice biliyor Ali'den iyi bir koca olmayacagini ama askina laf geciremiyor, Elif'in arzusu ile evleniyorlar. Evlilik uzerinden Ali de Almanya'ya gidiyor. Halamlar'in o yillar maddi durumu yerinde, restoranlari ve bol kosturmali bir hayatlari var. Her yil bir cocuklari memlekette buyuk bir dugun ile evleniyor, yazlarimizin eglencesi evlenen buyuk kuzenlerimiz. Derya da o evliklerin birinin meyvesi.
Babamla Haci amca uzun sohbetlerini yaparken duvardaki resmi seyrediyorum, Elif ve Ali dizlerinin uzerinde comelmis, ortalarinda gelinlik giymis iki yasindaki Derya. Hersey muhtesem gorunuyor, Almanya'da harika bir hayatlari oldugunu dusunuyorum. Ayni fotograf bizim evde albumde de var, belli ki yilbasinda karpostal niyetine butun akrabalara gonderilmis, fotografi her gordugumde ayni seyeri dusunuyorum.
Yazlari tatile geliyorlar, Derya'yi cok seviyoruz, komik konusmasi ve saf halleri cok hosumuza gidiyor, o da annesinin izinde Turkiye'den koca bulmaya hevesli, 6 yasinda var yok, yuvarlak Turkcesi ile "Abudun benum kocam!" diyor, hepimiz cok guluyoruz. Nedense kuzenim Elif, icine seytan kacmis gibi gergin, hic sevmiyorum o gerginligi. Yine de annemle arada bir kisa da olsa 3. kata cikiyoruz, evde neseli bir hal var, aksiyon tastamam. Elif ile Ali birkac gunluk deniz tatilinden donmusler, Elif'in her tarafi yanmis, simsiyah oldugu gibi aci icinde kivraniyor, icimdenn bu ne bicim tatil diye geciriyorum ama ilk firsatta deniz yuzu gorup bir guzel yanmayi planliyorum :)
Birkac yil sonra da ogullari Deniz doguyor, Deniz cok guzel, biraz hircin bir bebek, Elif eskisinden daha iyi gorunuyor, "sinirimin bir kismi cocuga gecti herhalde diyor!" Mantiksiz bir fikir ama gercekten oyle gorunuyor :)
Birkac yil sonra Elif ile Ali ayriliyor, halam cok fena oluyor, hatta Elif ayrildigi gibi kendisine kiymet veren Ali ile tam zit karakterde Nevzat ile birliktelige basliyor, halam utancindan insan icine cikamiyor, surekli tansiyonu cikiyor. Hikayenin tamamini 20 yil sonra Koln'de kuzenim Elif, Derya ve Deniz ile bulustugumuz ogleden sonrasinda detaylica ogreniyorum. Bebek deniz 20 yasini gecmis, body builder sakince iri bir cocuk, icindeki siniri spora kanalize edip pamuk gibi olmus :)
Allahim anlat anlat bitmeyecek, bu buzdaginin minicik bir kismi, devami var elbet...